Türk şirketleri artırılmış gerçeklik cihazının peşinde

0

Yeni teknoloji iş yapma biçimlerini kökten değiştirmeye hazırlanıyor. Microsoft Genel Müdürü Kansu, sektörlerde devrim yaratacak artırılmış gerçekliğe Türk şirketlerinin ilgisinin yüksek olduğunu, HoloLens’in bu nedenle 80 ülkenin yer aldığı bölgede ilk kez Türkiye’de satışa çıkarıldığını anlattı.

Teknoloji bir dönem işleri kolaylaştırdı, hızlandırdı ama şimdi iş yapma biçimlerini kökten değiştirmek üzere. Öyle bir devrimin eşiğindeyiz ki bunu sezenlerin hazırlanmaya başladığı yeni gelecekte peç çok sektörün dinamikleri yeniden belirlenecek. Microsoft’un geliştirdiği artırılmış gerçeklik (Augmented Reality) cihazı  HoloLens, bu yeni geleceğin işaret fişeklerinden biri.

Microsoft Genel Müdürü Murat Kansu’nun verdiği bilgilere göre; var olan gerçek görüntülerin üzerine sanal görüntüleri bindiren bu cihazla yeni bir işçi 1 günde ustabaşı gibi en detaylı montajları yapabilecek, tıp öğrencisi önündeki sanal kadavra üzerinde çalışabilecek, tasarımcı hayal ettiği sandalye şirketin ofisinde nasıl duracak görebilecek.

Türkiye, 80 ülkenin yer aldığı Ortadoğu pazarında HoloLens’i kullanıma sunan ilk ülke olacak. Murat Kansu bunun ardında Türk şirketlerinin cihaza ilgisinin olduğunu, pek çok şirketin kendileri ile cihazın kullanımı ile ilgili görüşme talep ettiğini anlattı.

KOBİ’ler de yapay zeka kullanabilir hale geldi

– Bir tekstil üreticisi ile röportajımızda bize, “Ben artık tekstil üreten bir teknoloji firmasıyım” ifadesini kullandı. Teknolojinin iş süreçlerinde yarattığı değişim, bu teknolojinin yaratıcılarından Microsoft’ta nasıl yansıma buluyor?

Çok doğru bir yaklaşım bu. Artık her şirket bir yazılım şirketi oldu. Biz de Microsoft olarak bu dönüşümde insanların en iyi araçları kullanmasını sağlayan firma olmak istiyoruz. Herkes kendi çözümünü geliştirirken bizim sunduğumuz araçları kullansın istiyoruz. Örneğin yapay zeka… Eskiden yapay zeka büyük üniversitelerin, dev şirketlerin tasarrufunda olan bir teknolojiydi. 30 yıl önce Boğaziçi’nde okurken de bugüne yapay zekada değişen bir prensip yok fakat değişen erişimin kolaylaşması oldu… Eskiden milyon dolarlık sunucu olmadan yapay zeka yazılımları kullanılamazdı. Şimdi bulutta sınırsız bir güç var ve o sayede herkes, bir KOBİ de yapay zekayı kullanabiliyor.

– Microsoft’un artırılmış gerçeklik ürünü burada nerede duruyor?

Normalde yapay gerçeklik cihazlarında bir gözlüğü takar ve ayrı bir dünyaya geçersiniz. Oyunsa oyun, ayrı bir dünyada yaşarsınız. Bizim HoloLens ürünümüz ise artırılmış gerçeklik sunuyor. Gözlüğü taktığımda sizi görüyorum ama sizin görüntünüzün yanında Linkedin’den eğitim durumunuzu görüyorum. Gerçek dünyanın üzerine sanal dünyayı bindiriyor. Size bakıyorum, sizi görüyor o gerçekliği yeni verilerle artırıyorum. Şu masayı örneğin görüyorum ama üzerine bir futbol stadyumunu oturtabilir, ona sağdan, soldan bakabilirsiniz bir parmak hareketinizle daha önce oynanmış maçı başlatabilirsiniz. Kısa bir süre önce bir futbol takımına demo yaptık bu şekilde. Bir sihir gibi… Yanınızdaki kişiyi görüp konuşabilirsiniz.

– Peki bu artırılmış gerçeklik kurumların iş yapma biçimlerini nasıl etkileyebilir?

İş yapma şekilleri, çalışanlarınız ile ilişkileriniz, onların işlerini yürütme şekilleri değişiyor. Daha önce yaptığınız işleri daha az kaynak kullanarak belki daha fazlasıyla yapabildiğiniz bir dönem. Daha önce ihtimal vermediğiniz yeni ürünleri ve hizmetleri verebilir hale geliyorsunuz. Örneğin bir otomobil fabrikasında seri üretimde bir vidanın şu kadar sıkılması gerekir, değişik tel ve düğmeler takarak tamamlanıyor. İşçiler şu anda çok karışık tablolara bakarak bunu yapıyor. Önünde otomobil duruyor. Bu gözlüğü taktığında önünde beliriyor yapması gereken şey. X Bir süre sonra lense dönüşecek bu gözlük herhalde? Evet zaten ilk sürüme göre biraz küçüldü. Kulağınıza verdiği sesle de veriyi zenginleştiriyor, mikrofonu var.

– Giyene robot özellikleri katıyor yani?..

Bir nevi. Bir kere eğitim süresini çok kısaltan bir teknoloji. Sıfır işçi bile bunu kafasına takıp üretime girebilir. Verimi çok artırıyor. Sanayide, perakendede, tasarımla ilgili her şeyde, eğitimde kullanılabiliyor. Tıp eğitiminde örneğin kullanılabiliyor, sınıfın ortasında kadavra varmış ve inceleniyormuş gibi. Bir sandalye tasarladınız, nasıl duruyor görebiliyorsunuz. Bir masada oturup dünyanın bambaşka bir yerindeki bir iş arkadaşınızla toplantı yapabiliyorsunuz. Skype teknolojisi ile sanal konferans düzenleyebilirsiniz. Bir gayrimenkul şirketi sizi evinde gezdirebiliyor, o eve hangi mobilyayı alsanız nasıl durur görebiliyorsunuz. HoloLens oyuna yönelik değil kurumsal kullanıma yönelik bir ürün. Fiyatı bir oyun konsolundan daha pahalı zaten.

– Ne kadar fiyatı?

Amerika fiyatı 3 bin dolar. Ürün, 80 ülkenin olduğu Ortaoğu bölgesinde ilk kez Türkiye’de piyasaya sunulacak. Buradaki fiyatı henüz netleşmedi.

– Neden önce Türkiye?

Türkiye’deki firmaların ilgisi çok yüksek. Ürün iki yıl önce ABD’de satışa çıktıktan sonra Türkiye’de bir dizi şirkete özel projeleri için üründen temin ettik. Bir otomotiv şirketimiz kullanıyor örneğin. Üniversitelerden ve savunma şirketlerimizden deneyenler var. Ciddi bir ilgi olunca ürünün burada lansmanının yapılmasına kadar verildi. Ürünün ABD pazarı sonrası satılacağı ilk 11 ülkeden biri Türkiye oldu. Burada şirketlerin ilgisinin yanı sıra genç nüfus da Türkiye’nin öne çıkmasını sağladı.

Buluta geçmeyenler çok geride kalacak

– Teknolojinin iş hayatında tetiklediği bir devrimin eşiğindeyiz ve bunun merkezinde bulut teknolojisi var. Bulut çözümlerinin stratejiniz içindeki yeri ne?

Microsoft ürünlerinde inanılmaz bir hızda buluta dönüyor. Endüstri 4.0, artırılmış gerçeklik, Power Point, Exel gibi çözümlerimizdeki birçok yeni özelliği bulut olmadan kullanılabilmek mümkün değil. Gelirimizin hala yarısından çoğu geleneksel ürünlerimizde ama çok büyük bir hızla bulut çözümlere doğru dönüyor işlerimiz. Yeni çıkan her şey bulut üzerinden geliyor. Önce bulut ve önce akıllı erişim noktaları diyoruz. Çünkü artık sadece tabletten değil her yerden veriye ulaşmanız gerekiyor. İlla PC’den ofisinizden değil, evde televizyondan, yolda telefonunuzdan iş süreçlerinizi yönetebiliyor olmalısınız. Bir iş süreci ofiste başlayıp evde tamamlanabiliyor artık.

– Bulut denilince hep KOBİ’ler gündeme geliyor. Bulut KOBİ’ler için ne anlama geliyor?

Bulut bir demokratikleşme sağlıyor. Örneğin bugün İstanbul’da kurulu olan bir holdingimizin erişebildiği hizmetlerin aynısını Anadolu’nun bir kentindeki bir KOBİ de erişebiliyor. Aynı teknolojiye… Bulutta olduğu için her gün güncellenen bir teknoloji bu. Holding bin birimlik harcıyor belki, KOBİ’miz 3 birim belki ama teknoloji aynı. Off ice 360 ürünümüz örneğin KOBİ’lere dev holdinglerin ulaşabildiği hizmetlere ulaşma imkanı sağlıyor.

Dört yılda bir yeni sorumluluk veriyorlar

“Microsoft’ta çalışan, 10 ila 15 yıl kalıyor. Bunda çalışanlara verilen yan hakların büyük etkisi var. Doğum iznine 1 ay ekliyoruz, babalara 1 ay izin var, hemen hemen her çalışana şirket aracı, özel emekliliğe katkı, çalışanların spor üyeliklerinin yarısını ödemek… Her dört yılda bir çalışanlara yeni sorumluluklar alabilecekleri pozisyonlar sunuyoruz. Bunlar çalışan aidiyetini artırıyor.”

– Peki bizim KOBİ’lerimiz bunun ne kadar farkında?

Biz elimizden geldiğince farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Distribütörlerimizin bayileri Anadolu’da bilgilendirici çalışmalar yapıyor. Bulut çözüm sağlayıcı bir hizmetimiz var. Çok pratik, kolay, belki Microsoft markası dışında buluttan muhasebe, stok kontrol programları başka çözümleri de alabileceği bir imkan sağlıyoruz. Şu an interneti olmayan bir şirket neyse, bundan 5 yıl sonra bulut çözümü kullanmayan şirket de o olacak.

– KOBİ’lerin bugün en önemli sıkıntısı siber saldırılar. Özellikle Ukraynalı korsanların bizim şirketlerimizi hedef aldığını duyuyoruz.

Bulut çözümünü kullananlar o saldırılardan korunuyor. Bizim Outlook e-mail sistemimizi Off ice 360 üzerinden kullanıyorsa, siber saldırı maili kullanıcıya erişmez bile. O kandıran e-maillerden bahsediyorum. Buluttan çalıştığı için en yüksek filtreyle korunuyor. Her kişinin kendi bilgisayarını ya da sunucuyu güvenlik altına alması gereken yapıdansa, bulut çözümü zaten güvenlik çözümlerini içinde barındırıyor. Microsoft’a her gün yüzlerce saldırı oluyor. Bunu önlemek için şirket inanılmaz önlemler alıyor. O hacker’ın bizim sistemimize girmesi lazım ki oradan bulut çözümünü kullanan müşterimize ulaşsın.

– Yani Microsoft, sistemine girilmesin diye kendi kaslarını geliştirirken, bulutu kullanan şirketleri de koruyor…

Aynen. Kendi verimizi nasıl koruyorsak aynısını hatta bazen daha fazlasını bulutta hizmet verdiğimiz KOBİ’ye de sunuyoruz. Siber güvenlik bizim için hayati.

Buluttan korkanlar var

“Türkiye’de çok bilmemekten dolayı teknolojiden biraz çekinmek söz konusu. Kayıtdışı olduğu için ‘aman defterde dursun daha iyi’ diye düşünen de çok var. Buluta geçişi bu çok etkiliyor. Ancak global pazarlarda rekabet edecekse Türk şirketler bu trendin gerisinde kalmamalı. Buluttan korkan, bunu kendim yapayım da başkasına tabi olmayayım diyenler var… Oysa bulutu bir araç gibi görmemek lazım. Bu bir iş yapış şekli. Şimdiye kadar mümkün olmayan şeyleri yapabilir hale geliyorsunuz.”

Çöp konteynerına çip takmak

“Çop toplamak harcıalem bir şey. Ancak Fatih Belediyesi çöp konteynerlarına sensörler taktı. Bu sensörler merkeze çöp konteyneri dolu mu değil mi sinyal veriyor. Çöp toplayacak kişi trafiği en az etkileyecek şekilde dolu konteynerları nasıl toplayacağını bir ekrandan görüyor ve bu yolu takip ediyor. Geleneksel çöp toplama işi teknoloji ile çok farklı yapılabiliyor.”

“Dolar bazında büyüdük, 2018 daha iyi olacak”

Microsoft Türkiye, finansal rakamlarını paylaşmıyor. Genel Müdür Kansu, verileri açıklamıyor ancak bu yıl dolar bazında büyüdüklerini belirtiyor. Kansu Türkiye büyümesine ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Memnunuz. Ama dolar bazında çift haneli büyürdük Türkiye’de. Yavaş yavaş düzeliyor genel ekonomi. 2018’de iyi bir GSMH büyümesi olacaktır. Türkiye Microsoft için çok kritik bir ülke. Bölgesinin en yenilikçi pazarı”

● Stratejimiz değişime uğradı. Bizim yazılım ve uygulamalarımızı herkes kullansın, nerde kullanırsa kullansın diyoruz artık. Apple telefonlarında en çok kullanılan e-mail yazılımı Outlook olsun diyoruz. Exel, Word en şahane şekilde Android’de çalışsın…

● Herkeste duyuyoruz, okuyoruz ama bizde bir beyin göçü artışı olmadı. Bizde her zaman giden olur, gelen olur. Microsoft’un kariyer gelişimi olarak her zaman istenen bir şeydir yurtdışı tecrübesi. Çok giden oldu ama gelen de oldu.

 

DÜNYA 21.11.2017

Yazıyı Paylaşın:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here